Bumerang - Yazarkafe

13 Nisan 2011

Altı Bardakta Dünya Tarihi (Çay Çağı)

Çay, içmekten en keyif aldığım içecek...
Çayın dünya tarihinde bir çağı sürüklediğini düşünmemiştim; “Altı Bardakta Dünya Tarihi” adlı kitabı okuyana dek... Kitap, Tom Standage tarafından yazılmış, Turkuvaz Kitap tarafından yayınlanmış.

Kitabın önsözünden:
“Dünya tarihinde elinizdeki bir bardağın içindeki sıvıya eğilerek bakmak... Bir bardaktan geçen kare yelkenli keşif gemilerini, Afrika içlerinde avlanıp teknelerin ambarlarına doldurulmuş siyahları, köle tüccarlarını, laboratuvarlarına kapanmış simyacıları, ateş pahası çayı yüksük büyüklüğündeki fincanlarda içen aristokratları, savaş meydanlarındaki kola albaylarını seyretmek.. Nasıl ki arkeologlar kullanılan malzemeler temelinde tarihi taş çağı, bronz çağı, demir çağı vb. dönemlere ayırıyorlarsa, dünya tarihini farklı içkilerin egemen olduğu dönemlere ayırmak da mümkün; bira çağı, şarap çağı, damıtık içkiler çağı, kahve çağı, çay çağı, kola çağı. Elinizdeki bardağın ya da kadehin içindeki sıvı, ne olursa olsun bu kitabı okuduktan sonra ona bir daha eskisi gibi bakamayacaksınız.”


Örneğin Starbucks, Gloria Jeans, Kahve Dünyası, Has Kahve vb mekanlarla bugünlerde ülkemizde de pek moda olan kahvenin; Batılı düşünürlerin Batı ve Doğu Romalılar’dan miras alınan inançların ötesine geçip, yeni bilimsel, siyasal ve ekonomik kuramlar geliştirdikleri “Akıl Çağı” Rönesans döneminin egemen içkisi olduğunu biliyor muydunuz? Ortadoğu’dan Avrupa’ya getirilen ve o dönemde moda içecek olan kahvenin sunulduğu mekanların bir süre sonra ticari, siyasi ve entelektüel alışveriş merkezleri haline geldiklerini, içerdiği kafein nedeniyle zihin açıklığı sağlayan kahvenin bilim adamları, işadamları ve filozoflar için ideal bir içecek haline geldiğini, kahvehane tartışmalarının bilimsel derneklerin, gazetelerin, mali kurumların açılmasını sağladığını ve özellikle de Fransa’da devrimci düşünceye zemin hazırladığını bu kitaptan öğrendim.

Çayın ise aynı dönemde bazı Avrupa ülkelerinde, özellikle de İngiltere’de Çin’den ithal edilmeye başlanmasıyla kahvenin tahtını sarstığını, Avrupa’daki popülerliği nedeniyle çayın Doğu’yla ticaret yollarının açılmasını sağladığını, İngiltere’nin ilk küresel süper güç olmasının kaynağı büyük ölçekteki sanayileşmenin dayanağının çay olduğunu, çayın İngiltere’nin ulusal içkisi olarak benimsenmesinin ardından çay arzının sürdürülmesi stratejisi nedeniyle İngiliz dış politikası üzerinde geniş kapsamlı etkileri olduğunu ve bu politikanın ABD’nin bağımsızlığına, Çin’in eski uygarlığının zayıflamasına ve Hindistan’da çay yetiştirilmeye başlanmasıyla Uzakdoğu’da Hint uygarlığının ilk adımlarının atılmasına yol açtığını yine bu kitaptan öğrendim.

Çayı artık seremoni eşliğinde daha büyük bir keyifle içiyorum.