Bumerang - Yazarkafe

27 Nisan 2011

Postnatal Depresyondaki Kadın Yazarın Annelik Halleri: "Siyah Süt"

 Elif Şafak’ın kadınların hayatlarındaki önemli kesitlerden biri olan hamilelik, doğum ve annelik dönemlerine dair kendi deneyimlerini ve yaşadığı “postnatal depresyon”u anlattığı romanı “Siyah Süt” ilk yayınlandığında 1.5 yaşında bir çocuk annesiydim. Siyah Süt”ü o dönem okumadım, 3 yıl sonra okuyabildim. Entel Hanım’ın, biraz da Hırs Nefs Hanım’ın yön verdiği ruh hallerimin etkisiyle pek çok yaşıtıma göre daha geç anne olduğumu da belirtmeliyim. Elif Şafak’ın “Siyah Süt”te dile getirdiği “postpartum depresyon” yaşadığımı söyleyemem ama kitabı okuduğumda annelik hallerinin aslında ne kadar zorlu bir süreç olduğunu yeniden hatırladığımı da ifade etmeliyim. Herşeyden önce ne yapacağını bilememe, bebeği fazlasıyla koruma içgüdüsü ve çevreden fazlasıyla hayata müdahale edilme durumları, toy anneler için genellikle zorlayıcı oluyor. “Siyah Süt”ün çıkış noktasını oluşturan ”postpartum depresyon”un doğum sonrası birçok kadında görülebildiği ve ”baby blues”, “postnatal depresyon” ve “postnatal psychosis” şeklinde üç aşamadan oluştuğu bilgisini sayfalarına taşıyan Elif Şafak, kendisinin ikinci aşamayı yani postnatal depresyonu  romanın ilk bölümünde anlatıyor.
    
“Siyah Süt”, Elif Şafak’ın muhteşem fakat zorlu süreçte yaşadığı korkuları, çelişkileri ve zorlandığı anları paylaştığı ve neden mükemmel bir anne olamadığını sorguladığı otobiyografik roman niteliğinde... Elif Şafak, “Siyah Süt” ile bu döneme dair kendi yaşadıklarını bir roman kurgusunda ve içseslerini kişiselleştirerek aktarıyor. Bu yönüyle anlatımda aslında eğlenceli bir dil kullanıyor. İçseslerini “İçimdeki Sesler Korosu” adı altında farklı kadın kişilikler olarak tanımlıyor. Hırs Nefs Hanım, Pratik Akıl Hanım, Saten Şehvet Hanım, Can Derviş Hanım, Sinik Entel Hanım ve Anaç Sütlaç Hanım, “İçimdeki Sesler Korosu” olarak Elif Şafak’ın kişiselleştirdiği kadınlara özgü ruh hallerini çağrıştırıyor. Bu hanımların birbirleriyle olan dialogları, rekabeti ve çekişmeleri, roman boyunca Elif Şafak’ın monologlarına dönüşerek, okuyucuyla buluşuyor. Elif Şafak’ın “İçimdeki Sesler Korosu”nun hanımları, romanın bölüm aralarında karikatürist Latif Demirci’nin çizgileriyle görselleşiyor. Bu hanımlar, birbirleriyle hep çatışma halinde, kimi zaman biri baskın, diğeri ise çekinik kalıyor ama sonunda kadın kişiliğinde birarada yaşamayı öğreniyorlar.


Nietzsche’nin “Eğer bir kadın, erkeksi özelliklere sahipse, ondan kaçmalısınız. Ama eğer bu tür özelliklere sahip değilse de, bu sefer de o kendinden kaçmalı.”  şeklindeki sözüyle başlayan “Siyah Süt”te Elif Şafak, edebiyat-kadın-annelik kavramlarını da sorguluyor. Bir kadın yazarın evlilik ve anne olma deneyimini, anne olan ve anne olmayan yazarlar ile karşılaştırma yaparak okuyuculara aktaran Elif Şafak, anne olma sorumluğu ile edebiyat dünyasında başarılı bir kariyer elde etmenin çakışan bir durum olduğunu ifade ediyor. Bunu da kitapta “Evde Kalmış Kızlar Manifestosu, Madde 8” olarak tanımlayan Elif Şafak, “İlla da evlilik ve yuva metaforuyla konuşmak gerekiyorsa, diyebilirim ki edebiyat benim kocam, kitaplarım da çocuklarım. Bu durumda evlenip çocuk yapmaya kalkmam, ancak edebiyatı boşayarak ya da onun üstüne kuma getirerek olur." diyor.

Eşleri sanatçı olan kadınlardan beklenenin ise, tarih boyunca eşlerinin gerisinde kalmak ve onları desteklemek olduğunu  vurgulayan Elif Şafak, edebiyat dünyasından kadınlar ve eserlerdeki kadın kahramanlardan örnek verip, tezini doğrular nitelikteki çıkarımlarını okuyucular ile paylaşıyor. Örneğin; Halide Edip Adıvar, Simone de Beauvoir, Sylvia Plath, Sevgi Soysal, Fuzuli’nin kızkardeşi Firuze, Virginia Woolf tarafından oluşturulan William Shakespeare’in hayali kız kardeşi Judith, Tolstoy’un karısı Sofya, Scott Fitzgerald’ın karısı Zelda ve Mozart’ın karısı, Elif Şafak’ın “Siyah Süt”te hayat öykülerine kısaca yer verdiği kadınlar arasında yer alıyor.

Yazıya başlarken, “Siyah Süt”ü ilk yayınlandığı tarihten 3 yıl sonra okumuş olduğumu özellikle belirtmiştim. Annelik sonrası hayatın anlamı ve odak noktası tümüyle değişiyor. Harika bir süreç, ancak üstlendiği birçok rol nedeniyle iki arada bir derede yaşayan günümüz kadınları için zorlukları da epey fazla. Herşeyden önce doğumdan sonraki 3 yılı tümüyle unutuyorsunuz. Elif Şafak, “postnatal depresyon” nedeniyle bu süreci daha da zor atlatan annelerden biri. “Siyah Süt”, kadınlar için pek çok tanıdık anları içeriyor.