Bumerang - Yazarkafe

6 Haziran 2011

Dünyanın yok oluşunu önlemeyi görev olarak üstlenmek

5 Haziran, Dünya Çevre Günü’ydü. Her yıl olduğu gibi bu yıl da günün anlam ve önemine özel açıklamalar yapıldı, medyada hatırlatma amaçlı çeşitli haberler yer aldı, çeşitli etkinliklerle bu özel günün önemine dikkat çekildi.   

Albert Camus, üniversite yıllarında kitapları elimden düşmeyen yazarlardan biriydi. Bu sabah haberleri okurken, yazarın çok bilindik bir konuşmasından yola çıkarak, Dünya Çevre Günü’ne dikkatinizi çekmek istedim.  

Dünya Çevre Günü’nün çıkış noktası, 5 Haziran 1972 tarihine dayanıyor. 5 Haziran 1972’de İsveç Stockholm’de Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Çevre ve İnsan Konferansı’nda endüstriyel gelişmeye bağlı artmakta olan çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla 5 Haziran tarihi, “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edilmiştir. 1972 yılından bu yana çevre kirliliğiyle mücadele günü olarak her yıl 5 Haziran’da çeşitli etkinliklerle çevre kirliliği sorunu ele alınıyor ve kirliliğin kontrol altına alınabilmesini sağlayacak çözüm önerileri dünya gündemine yansıtılıyor.

Albert Camus, 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken törende yaptığı konuşmada; "Her nesil, kendisini dünyayı değiştirmekle yükümlü hisseder. Benim neslim bunu yapamayacağını biliyor, ama benim neslimin belki de daha büyük bir görevi var. Bu görev, dünyanın kendi kendisini yok etmesini önlemektir” diyordu. 

Çevre kirliliği başta olmak üzere değişen iklim koşulları, deprem ve doğal afetlerle gelen yıkımlar, azalan su ve besin kaynakları, birçok ülkede devam eden savaşlar, küresel kriz, terör, kıtlık ve açlığa bağlı ölümler, son yıllarda dünya gündemini oluşturuyor. Gelecek üzerine kurgulanan global senaryolar bile kötümser tablolar içeriyor. Bir anlamda dünya, kendi yok oluşuna doğru adım adım yol alıyor. Çevre giderek daha hızlı kirleniyor, su ve besin kaynakları azalıyor. Gıda fiyatlarında 2008 yılından bu yana önlemez artışlar nedeniyle dünya genelinde yoksullaşan ve temel gıda gereksinimini karşılayamayan milyonlarca insanın varlığına dikkat çekiliyor. Yakın coğrafyamızdaki savaşların çıkış noktasının petrole dayalı enerji kaynakları olduğunda birçoğumuz hemfikiriz. Yakın gelecekte ise su ve gıda kaynaklı savaşlar, gelecek senaryolarında yerini aldı bile... Hal böyleyken, dünyanın kendi kendini insanlık eliyle yok etmeye başladığını söylemeye sanıyorum ki gerek yok.

Peki bizim kuşak “dünyanın kendi kendini yok etmesini önlemeyi” görev olarak üstlenebilecek mi? Yoksa birçok özel günde olduğu gibi 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde de yalnızca “çevreyi daha iyi nasıl koruyabileceğimize” dair konuşmaları dinleyip, alkışlamakla mı vakit kaybedeceğiz?   

Bunu zaman gösterecek.