Bumerang - Yazarkafe

8 Temmuz 2011

Tarihe Geçen Hazırcevaplar

Bazı insanlar, yaşadıkları süre içerisinde yalnızca kendi hayatlarına değil, yaşadığı toplumun hayatına da yön verirler. Bu insanlar, tarihe adlarını yazdırabilmiş, eserleriyle ya da hayat felsefeleriyle tarihe adlarını miras bırakmış kişilerdir.

Elma Yayınları tarafından okurlara sunulan Akın Alıcı’nın derlemelerinden oluşan “Tarihe Geçen Hazırcevaplar” adlı kitapta, tarihe adını miras bırakmış kişilerin ortak özelliklerinin, beyinlerinin sol loplarının sağ loplarına göre daha gelişmiş olması olduğuna dikkat çekiliyor. Kitabın önsözünde; tarihe geçebilmeyi başarmış kişilerin beyinlerinin her iki tarafının özelliklerini çok iyi kullanarak diğer insanlardan ayrıldıklarının, araştırmalarla belirlendiğine dikkat çekiliyor. Kitabın yazarı Akın Alıcı, derlemelerden oluşan kitabın yayın amacının; kendilerini ve dünyayı değiştirme azim ve cesaretine  sahip olan, topluma önemli katkıları olmuş ve bu yönleriyle adlarını tarihe yazdırabilmiş kişilerin zekalarını yansıtan hazır cevaplarıyla, beyinlerindeki işbirliğini en iyi anlatan yaşam öykülerini okurlarla paylaşmak olduğunu belirtiyor.

“Tarihe Geçen Hazırcevaplar” adlı kitabında Akın Alıcı; bilim insanları, devlet adamları, filozoflar, hükümdarlar ve sanatçılar kategorilerinde seçtiği tarihe geçmiş insanların karşılaştığı olaylar ve bu olaylar karşısındaki sözel ve davranışsal tepkilerini okuyuculara aktarıyor.

Bunlardan bazılarını Fikritema’da da paylaşmak isterim.

Mevlana Celaleddin Rumi
Mevlana ve dervişler bir gün yolda birlikte yürürler. Yol kenarında köpeklerin birbirlerine sarılıp uyuduklarını gören dervişlerden biri, “Ne güzel kardeşlik örneği gösteriyorlar. Keşke tüm insanlık bunu görse de ders alsa” der.
Mevlana, görünen manzaranın farklı bir açısını yansıtmak için şöyle yanıt verir:
“Aralarına bir kemik atarak, kardeşliklerinin derecesini iyi anlayabiliriz.”

Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk, Cumhurbaşkanı sıfatıyla,  Türkiye’yi ziyaret eden yabancı devlet adamlarını Dolmabahçe Sarayı’nda ağırlıyordu. Bu esnada bir ara dönemin Yugoslavya Kralı Aleksandre:
“Ekselans, biz Türkler’i çok severiz. O kadar çok severiz ki, zamanında 1. Dünya Savaşı’nın sonunda İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Batı Anadolu’yu Yunanistan’dan önce bize önermişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkler’i çok sevdiğimiz için bu öneriyi kabul etmedik ve Anadolu seferine çıkmadık” der.
Atatürk, konuk kralın bu sözlerini sakin bir şekilde dinledikten sonra gülümseyerek şöyle yanıtlar:
“Haşmetmeap, önce bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra da büyük geçmiş olsun”

Alparslan
Bizans İmparatoru Diyojen’e karşı 50 bin kişilik orduyla 1071’de Anadolu’ya doğru harekete geçen Alparslan, “İki yüz bin kişilik Bizans ordusu bize doğru yaklaşıyor” diye haber veren ulaklara şu yanıtı verir:
“Önemi yok, biz de onlara yaklaşıyoruz.”

Fatih Sultan Mehmet
Bizan İmparatoru Konstantin Paleologos, İstanbul fethine hazırlanan genç padişaha elçilerini gönderir. Bizans imparatoru, bazı yerlerin Osmanlı Devleti’ne verilmesi karşılığında kuşatmayı kaldırmasını teklif eder. Genç hükümdar Fatih Sultan Mehmet, gözünü ufuklara dikerek, imparatorun elçilerine şu cevabı verir:
“Benim gerçekleştireceğim şeylere sizin hayalleriniz dahi uzanamaz!”

Yavuz Sultan Selim
Yapacağı seferleri hep gizli tutan Yavuz Sultan Selim’e sefer hazırlığı sırasında vezirlerden biri ısrarla seferin nereye yapılacağını sorar. Padişah, bu ısrarcı vezire, “Sen sır saklamasını bilir misin?” diye sorar. Beklediği cevabın ümidiyle “Evet hünkarım, bilirim” diyen vezire sultan, şu cevabı verir:
“Ben de bilirim!”

Ahmet Haşim
Fecr-i Ati yazarlarından olan Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim’e “Üç gündür aklımda bir fikirle dolaşıyorum” der. Şahabettin Süleyman’ın fikir üretiminde kısır kaldığını düşünen Ahmet Haşim, şöyle cevap verir:
“Sen büyük bir günah işlemişşin yahu! Zavallı fikir, tek başına ne kadar da sıkılmıştır günlerdir kafanın içinde!”

Mehmet Akif Ersoy
Şair, yapmacık mimiklerle şiirlerin hissedilmeden okunmasından hoşlanmazdı. Bir gün bir toplantıda şairin “Bülbül” şiirini böyle okuyan kişi, Mehmet Akif’i sinirlendirir. Şiirin nasıl okunduğu sorulunca da, “Bu bülbül, bizim bülbüle benziyor ama adam ne kanadını bıraktı ne de kuyruğunu!” diye yanıtlar.   
  
Yahya Kemal Beyatlı
Gevezeliğinden dolayı pek sevilmeyen bir adam, Yahya Kemal ve Mehmet Akif sohbet ederlerken yanlarına yaklaşır:
“Sohbetiniz koyu olsun, yine ne yalanlar atıyorsunuz?”
Bu söze Yahya Kemal, aldırış etmeden şöyle yanıt verir:
“Mehmet Akif’e seni övüyordum.”

Benjamin Franklin
Amerikan Anayasası oluşturulurken, Kongre’de anayasa hakkında açıklama yapan Frankline “halkın, saadetleri peşinden gitmesi” ibaresi ile ilgili eleştiriler gelir. Kürsüye doğru hızla ilerleyen bir adam, “O kelimelerin hiçbir anlamı yok”diye bağırır ve “Bu sözlerin garanti ettiğini söylediğin saadet nerede, bize ondan bahset!” der.
Franklin, bu tepki karşısında hafifçe gülümser ve şu cevabı verir:
“Dostum! Anayasa, Amerikan halkına sadece saadetlerin peşinde gitme hakkını garanti ediyor. Onu yakalayacak olan ise sensin!”

Galileo Galilei
Geveze bir adam, büyük bilginle kulakları biraz büyükçe olduğu için dalga geçmek ister ve “Üstat, kulaklarınız bir insan için fazla büyük değil mi? diye sorar.
Galileo, yaptığı işten başını kaldırarak, adamı süzdükten sonra yeniden işine devam ederek şu yanıtı verir:
“Evet, benim kulaklarım bir insan için fazlaca büyük ama seninkiler de bir eşek için fazlaca küçük sayılmaz mı?

Abraham Lincoln
ABD’de “köleliği kaldıran başkan” olarak tarihe geçen Abraham Lincoln, kendisini konuşmalarında yumuşak bir dil kullanan ve kendisine açıkça düşmanlık gösterenlere karşın sergilediği dostça tavırları “Düşmanlarınızı yok etmek dururken, onlara dostça yaklaşmanızı anlamıyoruz” diyerek eleştirenlere şu yanıtı verir:
“Düşmanlarımı dost etmekle onları zaten yok etmiş olmuyor muyum?

Winston Churchill
İngiliz Başbakanı Winston Churchill, 2. Dünya Savaşı’nda ülkesini yenilmekten son anda kurtarmıştı. Savaşın şiddetini artırdığı günlerde gazetecilerin, “Omuzlarınızdaki ağır mesuliyet, sizi üzmüyor mu?” sorusuna karşılık olarak Churchill, “Üzülmek istiyorum ama zaman bulamıyorum” diye yanıt verir.

Diogenes
Herkesin aynı yoksullukta yaşamasını değil, en düşük koşullarda bile bağımsız ve mutlu yaşamasını savunan ünlü filozof Diogenes; kendisine “Yemek yemek için en uygun zaman ne zamandır?” diye soranlara şu yanıtı verir:
“Zenginsen istediğin zaman, fakirsen fırsat bulduğun zaman...”

Platon
Platon, kendisine “Dostluk ve hayatla ilgili bize ne öğüt verirsin?” diye soran kişilere şöyle der:
“Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Hayatla ilgili ise, önemli olan çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duyabilmektir.”

Bu arada, bu kitabı Fikritema için bana gönderen Elma Yayınevi'ne teşekkür ediyorum.