Bumerang - Yazarkafe

14 Nisan 2012

"Kazanan Yalnızdır"


Oscar Wilde’in “Her İnsan Öldürür Sevdiğini” şiirini bilirsiniz. Oscar Wilde, bu şiirde “öldürmek” ile ‘başkalaştırmak, tüketmek, yok etmek’ eylemlerini eşleştirmiştir. Aslında bu süreç, ‘sevgililerin etkileşimi’ olarak değerlendirilebilir. Asıl tehlikeli olan, aşkın gerçek anlamda öldürücü olduğu durumlardır. Ne yazık ki yaşanmış birçok olay aşkın öldürücü olabileceğini ve obsesif bir kişiliği katile ya da seri katile dönüştürebileceğini kanıtlamıştır. Edebiyatta bu temayı işleyen birçok roman ve hikaye vardır. Bunlardan biri de ‘gizemli ruhsal yolculukların mistik yazarı’ Paulo Coelho’nun “Kazanan Yalnızdır” romanıdır.

Paulo Coelho’nun ‘Simyacı’dan bu yana yayınlanan  kitaplarını keyifle okudum. Coelho, her kitapta okuyucuları tutkuların ve hayallerin yön verdiği farklı içsel yolculuklara çıkarır, bu yolculukları ruhsal uyanışlar ile sonuçlandırır ve her yolculuğun da bir bedeli olduğunu anlatır. “Kazanan Yalnızdır” romanının teması da aynı şekilde kurgulanmış. Coelho; romanın önsözünde; kitaplarının değişmeyen temalarından birinin “hayallerinin peşinden koşmanın bedelini ödemek” olduğuna dikkat çekiyor ve “Hayallerimiz bizi nereye kadar yönlendirebilir? Bu yönlendiriciler; en etkili gücün, etkisini kimse farketmeden gösteren güç olduğunu biliyorlar. Bu bir tuzak ve tuzağa düştüğümüzde ise artık çok geç oluyor. Bu kitap, bu tuzak hakkında...” diyor. 
 
Romanın karakterleri Igor, Hamid, Gabriela, Ewa. Romanda karakterlerin buluştuğu mekan ise, film festivaliyle ünlü Cannes... Ana karakter Igor, zengin bir Rus işadamı. İnsanın aşk acısını hafifletmek ve sevdiği kadını yeniden kazanmak gibi iyiniyetle yapılmışsa öldürmenin kabul edilebilir olduğuna inanıyor. Aşk adına birini kurban ederse ve birinin dünyasını yok ederse;   kendisini terk edip, yine kendisi gibi ‘süpersınıf’ mensubu bir moda devi olan Hamid ile evlenen eski karısı Ewa’ya işlediği cinayetler ile mesaj vereceğini ve onu yeniden elde edeceğini düşünüyor. Bu inanışla Cannes’a gelen Igor, bir gecede 6 cinayet işleyerek, obsesif bir seri katile dönüşüyor. Igor’un Coelho’nun tabiriyle ‘süpersınıfa’ dahil olması, onun şüpheliler arasında olmasını engelliyor. Peşpeşe işlenen cinayetler, Igor’un Ewa’yı da öldürmesiyle son buluyor. Igor, dünyaları yok etmekle Ewa’ya mesaj göndermeyi başarıp, başaramadığını sorgularken; bir yandan da seri katil olmadığını, kazanmak için birilerini öldürmüş olmasının kendisini seri katil yapmadığını savunuyor.  Romanın son paragrafında, Igor’un polise kendi isteği ile teslim olduğunu, misyonunu tamamlandığına ve kazandığına inandığını, kazananın ise yalnız olmadığını savunduğunu okuyoruz.   
 
“Kazanan Yalnızdır”, konusu itibariyle ilk etapta cinayet/gerilim romanı olarak algılansa da aslında Coelho’nun hemen hemen her romanında ana temayı oluşturan  “kendini bulma sürecinin” bir seri katil ve süpersınıf yönünden ele alındığı bir roman. Bu romanda da Coelho’ya özgü mistik ve psikolojik çözümlemeler fazlasıyla yer alıyor. Coelho, insanların lüks olana bağımlılığının ve ‘ne pahasına olursa olsun’ başarmak hırsına yenik düşmelerinin, aslında kalplerinin ve hislerinin sesine kulak vermelerini engellediğini anlatıyor. Para, güç ve şöhretin çoğu insan için bedeli ne olursa olsun, uğruna herşeyi yapmaya hazır olduğu değerler olduğunu savunan Coelho, romanın önsözünde olduğu gibi kapanış bölümünde de kitabın bugün insanların nerede olduklarının yalın bir portresi olduğunu ifade ediyor.

“Kazanan Yalnızdır” romanından etkileyici cümleler ise;

“Güç sahipleri, yalnızca güç sahipleriyle konuşur. Lüks, şan ve şöhret dünyasının bir fikrin peşine düşmeyi göze alan herkes için erişilebilir olduğu hayalini körüklemekten, kazançlı olmayan her türlü çatışmadan kaçınmaktan, kendilerine daha fazla kazanç sağlayacaklarına inandıkları durumlarda ise saldırganlığı beslemekten ve artık kendi başarılarının tutsağı oldukları halde mutlu oldukları sanısını uyandırmaktan başka bir şey düşünmezler. Çünkü süpersınıfın kibirliliği, her zaman zirvenin zirvesinde olmak için kendi kendisiyle yarışmaktan ibarettir.”
“Normal, bize kim olduğumuzu ve ne istediğimizi unutturan herşeydir. Böylece üretmek, yeniden üretmek ve para kazanmak için durmaksızın çalışabiliriz.”


“Toplum, suçu önlemek için harekete geçmiyorsa, insanlar da doğru olduğunu sandıkları herşeyi yapmayı hak kazanırlar.”

“Tek şans diye bir şey yok; hayat, insana her zaman ikinci bir şans daha tanır ama bu şansı kaç yaşında yakalayabileceğini biliyor musun? Şansı yakalamak için herşeyi göze al ve sana rahat bir dünya sunan herşeyden uzak dur.”

“Sen zafere inanırsan, zafer de sana inanır.”
 
“Nasıl bu kadar kibirli olabiliriz? Gezegenimiz her zaman bizden güçlüydü, her zaman da bizden güçlü olacak. Biz onu yok edemeyiz; sınırı aşarsak, gezegen bizi yüzeyinden silip atar ve varlığını sürdürür.”

“Şöhret sendromu. İnsanın kim olduğunu unutup, başkalarının kendi hakkında söylediği herşeye inanmaya başlaması. Süpersınıf, herkesin rüyası, gölgelerin ya da karanlıkların olmadığı ve ‘evet’in her arzuya verilecek tek yanıt kabul edildiği bir dünya…”

“Çözümsüz bir durumla karşı karşıya olduğunu hissettiğinde; en iyi yöntem,  bir süre düşüncelerini serbest bırakmak ve bu arada bilinçaltının çalışmasını sağlamaktır.”