Bumerang - Yazarkafe

5 Eylül 2014

Bir Kahkaha, Bir Pirzola

Medikent Dergisi için yapmış olduğum söyleşidir.  

17 yıl önce radyoda mikrofon başına geçen Nihat Sırdar, o günden bugüne Türkiye’de radyoculuk duayeni olarak en çok dinlenen programcılarından biri oldu. Radyoda dinleyicilerine seslenirken; radyodaki partneri Sivrisinek ile eğlenceli gösteriler kapsamında sahnede de izleyicileriyle buluşan Nihat Sırdar ile Medikent Dergisi için yaptığım söyleşide radyonun ve mizahın sosyal psikolojiye olan etkilerini konuştuk. 

Nihat Sırdar, radyo programlarına nasıl başladı?

1976 yılında İstanbul’da doğdum. Makine ressamıyım ama 16 yaşımdan bu yana radyocuyum. Okuldan mezun olduktan sonra makine ressamlığı yapmadım. Ben radyocu olmak istiyordum. O zamanlar özel radyolar daha yeni açılmaya başlamıştı. Bu açıdan radyocu olmak benim hayalimdi, bu hayali gerçekleştirmekten mutluyum.    

Mikrofon başına geçtiğiniz günü hatırlıyor musunuz? Aklınızda kalan hiç unutamadığınız yayınınız var mı?

Hatırlamaz mıyım? 5 Şubat gecesiydi. O gün çalıştığım radyonun doğum günü partisi vardı. İlk kez 5 Şubat’ta mikrofon başına geçtim. O günden bu güne de radyocuyum.  Radyonun  ne denli önemli olduğunu ve programların işe yaradığını düşündüğüm yayınlar var ki; o yayınları hiç unutmamam. Radyoculuk hayatımdaki dönüm noktalarıdır. Hani başka bir ülkede olsa o radyo yayınlarıyla benim ödüller almam gerekiyordu ama Türkiye’de öyle bir durum yok. Örneğin; İstanbul’da çok yoğun bir kar yağışı olmuştu. O gün sabaha kadar yayın yaptım. Akşam 23.30’da mikrofonu açtım sabah 08.00’de mikrofonu kapadım. Yani o gün hiç susmadan yayın yaptım. Ve yolda mahsur kalan bir çok insan vardı. Onları kurtardık. Benzini biten, donma tehlikesi geçiren dinleyicilerimize yardımcı olmaya çalıştık. Yine 17 Ağustos depreminden sonra yaptığım yayınları unutamam. 17 Ağustos’ta radyodan faydalı bilgiler verdim. Yani yardımcı olmak istediğim için o yayını da unutamam.

Radyoda uzun yıllardır mizah ağırlıklı programlar yapıyorsunuz. Bunca yıl başarı çizgisinin sürekliliğini korumak, ses bazlı bir mecra olan radyo için oldukça zor. Nihat Sırdar, bu başarılı çizgiyi nasıl sağladı, nasıl korudu? 

Bu, biraz Türkiye’ye ilgili aslında. O kadar çok haber ve o kadar hızlı bir gündem var ki konu bulmakta hem de farklı konular bulmakta zorlanmıyor insan. Dolayısıyla program, kendini sürekli yenileyen bir dinamik oluşturuyor. Elimden geldiğince işimi iyi yapmaya çalışıyorum ve gerçekten bunun için çok yoruluyorum. Sonuç alıyorum galibaJ

Radyoda mizah programı yapımcısı ve sunucusu olarak sizce “mizah ve bol kahkaha, sağlığa yararlı mıdır?”

İsviçre'deki bilimsel bir araştırma yapılmış. Bu araştırma, gülmenin bağışıklık sistemini güçlendirip, insanın sağlık sistemine olumlu etki yaptığını ortaya koyuyor. Söz konusu araştırmada iki mizah oyuncusundan destek alınıp; deneklere komedi filmlerini izlettirilmiş. Sonrasında ise, filmi izlerken daha çok gülen deneklerin, yarım saat sonra yapılan acı testi esnasında daha fazla acıya dayanabildiği belirlenmiş. İsviçreli bilim adamlarının bu tespitinin karşısına Türk kasaplarının “Bir kahkaha bir kilo pirzola” tespitini koyabilirim. Ben gülmenin doyurucu ve ömrü uzatıcı olduğuna inanırım. Gülen, mizah yapabilen ve mizaha tahammülü olan insan, bir kere kesin iyi bir insandır. İyi insan olsun, yeter zaten bize.

Mizahın bireysel boyutu, eğlence üzerine odaklanıyor ancak mizahın asıl gücü,  toplumsal değerinden ve insanlar arası etkileşimi kolaylaştırmasından kaynaklanıyor. Bu açıdan mizahı siz nasıl yorumluyorsunuz?

Mizah, gücünü eleştiriden ve muhalif olmaktan alır bana kalırsa. Siz insanların ortak sıkıntılarını mizahla anlatırsanız insanları birbirine yaklaştırır ve ilişkilerinin kuvvetlenmesini sağlarsınız. Bunu bire bir yaşadım ben. Akaryakıt fiyatlarını protesto etmek için her sabah dörtlüleri yaktırıp, insanları damat havası eşliğinde oynatıyordum bir ara. Bu, çok büyük ilgi gören bir protesto oldu. Ortak sıkıntısı pahalı yakıt olan insanlar trafikte birbirlerini görüp aynı şeyi düşündüklerini gördüler. Sorduğunuz sorunun uygulamalı yanıtıdır bu bence.

Radyo vazgeçilmez mecralardan biri. Özellikle trafikte yoğun strese maruz kalanlar için radyo dinlemenin sakinleştirici etkisi olduğu biliniyor. Buradan hareketle, eğlence ve bol kahkahanın başta trafikteki insanlar olmak üzere pozitif psikolojik etkileri ile ilgili sizin görüşleriniz nelerdir?

Bütün gün yaşadığınız sıkıntıları düşünün. Beynin en yorulmuş halidir akşam saatlerinde durumu. Bunun üzerine bir de haberlerle falan daha çok doldurmayı istemez, gülerek kafanızı boşaltmak istersiniz. Benim akşam yayınlarında yaptığım bu. Sabah ise çok farklı. Zihin yeni açılmış ve bilgi istiyor. Haberler ve onun yanında yapılan mizahı kabul ediyor ve sıkılmıyor insanlar. Özellikle trafikte insanların çok dinlemelerinin bir sebebi de bu bence.

Her sabah radyoda sayısız gerçekle milyonlarca insana ulaşıyoruz. Ben öteki Türkiye'den değilim. Bu ülkede yaşayan insanların çektiği sıkıntıları ben de çekiyorum. O köprüde sıkışıyorsa, trafikte sıkışıyorsa ben de sıkışıyorum. O emniyet şeridinden gidenlere sinir oluyorsa, ben de sinir oluyorum. O insanların hissettiklerini ben radyodan dillendiriyorum. Düşündüklerimi mizahi bir dille anlatabilme yeteneğine sahibim. Belki sırf o yüzden insanlar dinliyorlar, seviyorlar. Onlar radyodan söylemek, konuşmak istediklerini radyodan duyuyor. Programdaki mesajlar da yerine ulaşıyor. Örneğin, trafikte emniyet şeridinden gidenlere uygun şarkılarla direkt sesleniyorum. Emniyet şeridi ile ilgili dinleyicilerde bilinç oluşturduğuma inanıyorum.

Sivrisinek ile birlikte zaman zaman da farklı şehirlerde canlı yayınla dinleyicilerinizle buluşuyorsunuz. Yol öykülerinin yanı sıra yemeklerden de sık sık bahsediyorsunuz. Sağlıklı beslenmeye yönelik yemek tercihleriniz nasıldır?

Sağlıklı beslenme konusunda maalesef iyi şeyler söyleyemem size. Çünkü hem sürekli seyahatte olmak hem de düzensiz beslenme saatleri bir kere sağlıklı beslenmeyi engelliyor bizi işimizde. Ayrıca ben gerçekten pisboğazımdır. Sosyal mecralarımda da kendimi “pisboğaz gurme” olarak tanımlıyorum. Lezzetliyse eğer bir yemek, doymuş doymamış yağa falan bakmamJ ben doyuyor muyum, lezzet alıyor muyum ona bakarım.

Nihat Sırdar, sağlıklı yaşama dair nelere özen gösterir? Önerilerinizi okuyucularımızla da paylaşmak isteriz.

Kilo ile ilgili sorunlarım var. Mümkün olduğunca kilo vermeye çalışıyorum. Bu kilolarının en büyük sebebiyse hareketsizlik. Bu nedenle okuyucularınıza mutlaka hareket etmelerini öneriyorum. Haftada 3-4 gün 20 dakikalık bir yürüyüş bile çok şeyi değiştiriyor.

Radyo programcısı olarak yoğun bir temponuz bulunuyor. Bu tempo içerisinde zaman ayırabildiğiniz hobileriniz var mıdır?

Klasik otomobil merakım var. Aslında otomobil merakı daha doğru olur. Her tür tekerlekli araca zaafım var elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum yeni modelleri.