Bumerang - Yazarkafe

5 Ekim 2015

Memleketten İnsan Manzaraları: Türkçe Sözlü Hafif Mizah

Mizahın güçlü kalemlerinden Vedat Özdemiroğlu’nun yazılarının bir seçkisi olan “Türkçe Sözlü Hafif Mizah”, İletişim Yayınları’ndan çıktı. Bambaşka dünyalar kurup, biraz soluklanmamızı, biraz gülümsememizi sağlayan kitap; bir mizah adamından bir yandan da memleket insanına, memleket ahvaline ayna tutan hikâyeler, tespitler, gözlemler içeriyor.

Türkiye'yi mizah merceğinden geçirerek yorumlarken tespitleriyle gülümsetmeyi de ihmal etmeyen Vedat Özdemiroğlu, kitapta adeta “memleketten insan manzaraları” sunuyor. Yazar, kimi zaman kendiyle konuşuyor, kimi zaman da hayaller peşinde oradan oraya koşturan insanların hikâyelerini anlatıyor. Kâh hemen her yerde karşımıza çıkıveren tipleri ete kemiğe büründürüyor, kâh televizyon-reklam dünyasına bambaşka bir yerden bakıyor. Ayrıca İstanbul’un güzelliklerini seyrediyor, sevdiği büyüklerini usulca anıyor, küçük hatıraları anlatıyor. 

Kitaptaki ilk yazı “Dört Ben”den bir alıntı;

“Dedi medi diyorum, başka biri gibi olmasın, gene benim o. 10 yaşındaki halimle, mutfakta konuşuyoruz. Bir haftadır, 10, 20 ve 30 yaşlarındaki hallerim, bi de ben, dördümüz, aynı evde yaşıyoruz. İnsan kendi halleri bile olsa, başka adamlarla aynı evde sıkılıyo. En çok 10’la konuşuyoruz. 20 çok geveze, 30 da çok suskun.”

Hepimizin meselesi ayrı. 20, bi aşk diyo, bi seks diyo, ne dediğini bilmiyo. 30, oyun yazmaya çalışıyo, komik kumpas tasarlıyo, ilginç ve elektrikli bulduğu cümleleri bi defterlere, bi kâğıtlara not ediyo. Ben bi film seyretmek için içeri gidip 12 gidip, geri dönüyorum. Esasında özlemişim lan! Aramızdaki tek gözlüksüz, 10, çok ciddi şekillerde saçma ev ödevleri hazırlıyo: En son bu sabah, çizdiği haritada Akdeniz’i boyamak için mavi kuru boyayı bıçakla rendelerken gördüm. O rendelediklerini pamukla ezip yayıp deniz yapıyodu. Çok küçük kuru boyaları bile atmaya kıyamadığını görünce güldüm. O da yüzüme bakıp biraz güldü. Sonra denizi boyamaya devam etti...


Meğer kırk yaşına gelenlere görünürmüş, belirirmiş bu haller. Ben nerden bileyim, kimse bana demediydi ki. Önce çok şaşırdım, sonra da alıştım...