Bumerang - Yazarkafe

16 Nisan 2016

Komik Kız

Hemen hemen tüm kitapları sinemaya da uyarlanan  bol ödüllü İngiliz yazar ve senarist Nick Hornby’in  Komik Kız’ı Zeynep Baransel’in çevirisiyle Sel Yayınları’nca basıldı.  

1960’lı yılların sanat dünyasında geçen roman, o yılların panoramasını eleştirel gözle sunarken, komediden de yararlanıyor. Ana karakter; “normal” hayatı  reddedip, kendi hayat çemberinin sınırları dışına çıkabilmiş ve zekası ile bir komedi yıldızına dönüşmüş genç bir kız. Tüm İngiltere'yi etkisi altına alan şahsına münhasır komedi yıldızı Sophie Straw, aynı zamanda bir güzellik kraliçesi

1960’ların popüler kültürünü eleştiren yazar; TV dünyasının o şaşalı ve çarpıcı ortamının, toplumdaki sınıfsal çelişkilerin ve cinsiyet rollerinin güçlü bir üreticisi olduğunu anlatıyor. Bunu da şov dünyasında yükselen genç bir yıldız özelinde yaparken, romanda dikkat çeken bir diğer karakter olan muhafazakar bir akademisyen ile vurguluyor. Zira bu tutucu akademisyen, televizyonun geleceği için endişeleniyor.

Nick Hornby, bu romana dair yorumlarını ise bir dergide yayınlanmış röportajında şöyle aktarıyor:

60’lı yılların televizyonunda en çok hoşuma giden şey; toplumsal gerçekçilikle, komedinin birleşimidir. Güçlü bir kitle iletişim aracı olan TV, toplumu etkileyen sosyolojik kodların da üreticisi Romanın içinde biraz da politika var. Beraber çalışmanın güzelliğini ortaya koyan bir roman yazmak istiyordum. Sonra bu romanın 60’lı yıllarda geçeceğine karar verince, o dönemde yaşanan bir nevi kültürel savaştan bahsetmenin ilginç olacağını düşündüm. Her ne kadar bugün BBC, yayınlarında sadece ‘posh’ aksanıyla konuşan insanlara yer vermese de romanımda, akademisyen Vernon Whitfield benim itici bulduğum elitist bir tavır sergiliyor. Hatta bugün artık tam tersi yaşanıyor, kuzey aksanı moda oldu! Politikaya geri dönecek olursak, 60’lı yıllarda her şey daha basitti aslında. İşçi Partisi’ne oy veren insanlar, benim gibi, ekonominin büyük bir pasta olduğunu ve paylaşılması gerektiğini düşünüyordu. Oysa bugün, gençlerin büyük bir çoğunluğu bilgisayarlarının önünde çalışıyor ve onlara hayalleri nedir diye sorsan, kendi pastalarını yaratmak ve onu kendilerine saklamak diyecekleri izlenimine kapılıyorum.