Bumerang - Yazarkafe

27 Eylül 2016

Notaları tutkuyla konuşturan büyük virtüöz

Medikent Dergisi için yaptığım söyleşidir. 

Notaları konuşturan büyük virtüöz İdil Biret, notaların gücüyle ve tutkuyla oluşan başarı öyküsünü Medikent'te anlattı.
  
Geniş bir repertuvara sahip ender piyanistlerden biri olarak Beethoven, Chopin, Brahms, Rahmaninov’un piyano eserlerini yorumladınız. Bu bestecilerin en iyi yorumcularının da başında geliyorsunuz. Albümleriniz ile elde ettiğiniz başarı, “Fransızlar’ın Fransız besteciyi, Almanlar’ın da Alman besteciyi dinlediği bir Türk piyanist” diye yansıtılıyor. Müzik kariyeriniz, bir başarı öyküsü. Bu başarıya sizi ulaştıran değerleriniz neydi?

Çok çalıştım. Çalışacaksınız ama çalışmak için çalışmayacaksınız. Zekice, düşünerek,  okuyarak, kafayı geliştirerek çalışmak gerekir, bu çok önemlidir. Kendimden örnek vermek isterim; 5 saat boyunca çalışsam ve bir eserde aynı yerleri tekrarlarsam, hiçbir işe yaramaz. Ama çalıştığım her dakika “Eserde kritik kulak nasıl olacak, nasıl en iyi yoruma ulaşacağım?” diye düşünerek çalışırım. Demek istediğim; ne yaparsanız yapın, çalıştığınız şey üzerinde gittikçe daha derinleşerek çalışmalısınız. Yani en iyiye nasıl ulaşabileceğiniz konusuna odaklanıp, neden çalışmakta olduğunuzu iyi bilmelisiniz.  

Moliere, “Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir.” der. Bu açıdan sormak isterim; başarıya uzanan yolda karşılaştığınız güçlükler oldu mu?  Güçlüklerle karşılaştığınızda çıkış yolunuz ne oldu?

Güçlükler her zaman olabilir. Üstesinden geleceksiniz, başka yolunuz yok. Çocukluğumdan bu yana “bu çok zor” dediğim her soruna çözüm bulmak için “Ben şimdi size göstereceğim, ben bu sorunu işte böyle çözerim” diyerek kararlı oldum. Güçlüklere böyle gülüyorum. Zor olanla baş edebilirsiniz, yeter ki vazgeçmeyin.  

Alman piyanist Wilhelm Kempff’in öğrencisiydiniz. Kempff ile yollarınız henüz 7 yaşındayken keşişti. Daha sonra onunla Paris’te Mozart’ın İki Piyano Konçertosu’nu birlikte çaldınız. Kempff’in sizin müzikal kişiliğinizin oluşumundaki etkisi için neler söylersiniz?

Çok büyük. Çok büyük bir saygı ve sevgi duyuyorum kendisine… Müthiş bir insandı. 7 yaşımdan beri tanıyorum. İlk piyanoyu ona çaldım. Olumlu bir insandı. Disiplinliydi. Yani hayata bakış tarzıyla pozitif bir insandı ve müthiş bir müzisyendi. İşin komik tarafı, değişik görünen bu insanlar sonunda aynı şeyleri isterler. O da başarı odaklıydı. Kişiliğimin şekillenmesinde önemli bir payı vardır.  


“Bir yapıtı piyano için düşünülmüş gibi uyarlamak önemlidir” diyorsunuz.  Bir eseri yeniden yorumlarken, yoruma bağlı ne tür değişimler gerçekleşiyor sizce?

Notalarda her şey yazılı… Aslında mutlak olarak tek partisyon doğrudur. Onun dışında bizim yaptığımız bir yerde eserin parçasını bozuyoruz elimizde olmadan... Bazen siyah notalar beyaz olduğu zaman onu bir siyah kadar kısa yaparsanız o zaman yazılanı da bozmuş oluyorsunuz. Ayrıca yazıldığı zamandan birçok kopya ile değişen eserler de var. Her yazılan nota kompozisyonla aynı mı ondan da emin değiliz. Eserin analizi çok önemli. “Nokta nerede, durak noktası nerede, gerilim yerleri nerede” gibi ayrıntıları keşfetmek çok önemlidir. Sonra kelimenin bir gelişi, yükselişi, başlayışı, yükselişi ve sonra yok oluşu… Bunlar da çok önemli. Eseri bir bütün yapmak, bütünselliği sağlamak çok önemlidir. Hiçbir şeyi parça parça yapmamak, bir bütün ve dinamiği ona göre kullanmak gerekir. Örneğin sahnedeyken serbestlik var. O anda notalarda değil ama nüanslarda bir ifade tarzında doğaçlama olabilir. Onu da hesaba katmak lazım.  

Ayrıca bir kompozisyon piyano ile çalınacağı zaman, o eseri ve sanatçıyı bütünüyle tanımak gerekir. Neler yaptığını, eserin psikolojik boyutunu, sanatçının neler okuduğunu bilmelisiniz. Eserlerin analizini iyi yapmak önemlidir.

Öte yandan; zamanla yeni şeyler öğreniyorsunuz. Her yeni günde başka bir şey keşfediyorsunuz. Onun için hiçbir zaman durmuyor. Ayrıca teknik bazı detaylar da var. Mozart’ın eserlerini çaldığınız  zaman kolunuzda oluşan ağırlık ile Rahmaninov çaldığınız zamanki ağırlık çok değişiktir. Mozart, daha aydınlık ve daha eğlencelidir. Rahmaninov’un ilk plakları var elimde… İnanılmayacak bir mükemmeliyet söz konusu… Hatta bundan daha öteye gidilebileceğini de sanmıyorum.  Zerafet ve çok büyük bir kuvvet söz konusu…

Özetle bestecilerin yaşadıkları dönemi bilmek gerekir. Sanatçıları da tarihi de iyi bileceksiniz ki eserleri hakkıyla yorumlayabilesiniz.

“Müzik başka bir dünyaya götüren bir şey” diyorsunuz… Özellikle klasik müziğin insan ruhunda ve kişisel gelişiminde nasıl bir etkisi vardır sizce? Başka bir deyişle notaların gücüne dair neler söylersiniz?

Bu sorunuzu biz sanatçılar ve dinleyiciler açısından ayrı ayrı değerlendirmek isterim. Çok fazla bu işin içine girdiğiniz zaman kafanızdan sabah akşam her an müzik geçtiği için dünyadan biraz kopuk olabilirsiniz. Bu aslında tehlikeli bir durum. Dolayısıyla dikkat etmek gerekiyor. Ama tahmin ediyorum ki bir matematikçinin kafasında da sayılar aynı şekildedir. Dünyayla bağları koparmamaya dikkat etmek lazım.

Dinleyiciler açısından da öncelikle söylemek istediğim, klasik müziğin kalitesidir. Klasik müzik insanları daha sakin ve uyumlu yapıyor. Çünkü bu müzikte bir ahenk, bir harmoni var. Mozart’ın eserleri bir ay boyunca bir şehirde –sanıyorum Mannhein – çalınıyor ve görülüyor ki insanlar çok daha nazik ve yardımsever oluyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Ayrıca klasik müzik, entelektüel bir birikim gerektirir, bu açıdan da hem ruhsal dinginlik hem de kültürel gelişim sağlar.

Anneniz ile birlikte evde Beethoven senfonileri çaldığınızı biliyoruz. Çok küçük bir yaşta yurt dışında konsevatuar eğitimine başladınız. O yılları düşündüğümüzde annenizin yetenekli olan küçük kızını desteklemesi oldukça önemli. Buradan hareketle anne ve babalara çocuklarının yeteneklerini keşfedip, yönlendirmeleri konusunda neler söylersiniz? 

Çocukluğumda klasik müzik benim için neden bu kadar önem kazandı, çünkü annem ve anneannem piyano çalıyordu. Ailede herkes müzik ile ilgileniyordu. Hiçbiri de profesyonel değildi. Güzel plaklar dinliyordum, dinliyorduk. Anneannem çok güzel alaturka piyano çalardı. Annem bana bir şeyi öğretti. Katiyen hiç kolay beğenmezdi. O bana çok iyi geldi, böylece hayatımda hep mükemmele ulaşmaya çalıştım. Güçlü kişiliği olan bir anne olması da büyük bir şans. Şimdi bunları söylediğim zaman müziğe alıştırmak için muhakkak çok müzik dinlemek lazım. İnsan, çocukken ne kadar iyi müzik dinlerse, o kadar kulağı alışıyor. Bu nedenle anne ve babalara çocukları için önerim, onlara iyi müzik dinletsinler.  

Klasik müzik adına yapılması gereken en büyük adım, dinleyici yetiştirmek olacaktır. Her şeyden önce en önemlisi bu…  Aslında korolar yaptırmak gerek. Koro ile müziğe başlayan çocuk, birlikte söylemeyi öğreniyor sonra sesi çıkarmayı öğreniyor. Piyano bir yerde hazır ses. Türkiye’de en büyük eksikliklerden birisi de koro sayısının az oluşudur.

Yetişen sanatçılar mesleklerini icra edemeyeceklerse, sanatlarını gösteremeyeceklerse sistem bedbaht insanlar yaratmış olur. Bu iş anaokullarından başlar. İnsanlara iyi ve kaliteli sesler dinletmeliyiz. Az fakat öz dinleterek çok da müziğe boğmadan sevdikleri şeyi defalarca dinletmeliyiz. Kişi keşfetmek ve üzerine araştırma yapmak istemeli. Belki ülkemizin her noktasında dinletiler gerçekleştirmeliyiz çünkü memleketimizin her tarafında bir ilgi var. Ben Van’a da, Gaziantep’e de, Erzurum’a da gittim ve çok şaşırdığım ilgi ve detaylarla karşılaştım. Bu aktiviteler geçici olmamalı, süreklilik olmalı. 

İdil Biret’i büyük bir piyanist olarak tanıyoruz, piyanist kimliğinizin yanı sıra neler yapmaktan hoşlanırsınız? Ev halleriniz nasıldır? Neler sizi mutlu eder?

Çok kitap okuyorum. Birkaç kitabı birden okuyorum, çabuk okuduğum için de yetişmiyor, çocukluğumda da böyleydi. Küçükken de kütüphaneye üye yapmışları beni. Bu notada da böyle çok hızlı okuyabiliyorum. Genellikle onu çok seviyorum. Evde beni çok ilgilendirir, mesela birçok yeri duvar kağıdı yaptım. Yazları yüzmeyi çok severim, mümkün mertebe kışın da devam ettirmeye çalışıyorum. Film izlemeyi severim, güzel eski filmlere hayranım. Son filmler göz yoruyor, montajlar çok hızlı ve çok şiddet var. Şiddetin izleyici için bir ihtiyaç olduğunu zannetmiyorum. Maalesef bu tür şiddet içerikli filmler insanları alıştırıyor bazı şeylere, çok kötü onun olmaması lazım. Bizde çok iyi bir sinema var. Çok keyifle seyrediyorum. Tiyatroyu çok severim. Bazen televizyonda ilginç şeyler olabiliyor, dikkatli ve kaliteli seçimler yapmaya özen gösteriyorum.  

Sağlıklı hayata dair nelere özen gösterirsiniz?

Şekerin insanın üzerindeki kötü etkilerini biliyorum. Yağ, şeker ve tuzu yemeklerimden azalttım. Doğal ne kadar ürün bulabilirsem, onları tüketiyorum. İhtiyacım olmayan şeyleri tüketmemeye özen gösteriyorum. Bazı tatlıları zamanla unuttum. Sebze ve meyveler, çok güzel. İnsanın zamanla yemek alışkanlığını da değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. 20 yaşındaki bir insan ile aynı şekilde yemek yiyemeyiz biz değil mi?

Diğer yandan, olabildiğince rahat olmak ve boşuna boşuna sinirlenmemek, kızmamak gerekiyor. Üzülmeye ve kızmaya değmez. O enerjiyi çok önemli yerlere saklamak ve başka yerlerde o gücü kullanmak gerekir.